Uçurumun Kıyısında Bir İlişki

ahtakorucom_ucurum

Vadidesin. Seksen kiloluk bir arkadaşın uçurumdan düşmek üzereyken ellerinden yakalamışsın. Düşmesin diye didiniyorsun, ama ellerin çok yorulmuş. Sadece işaret parmaklarınızın teması kalmış, diğerlerinin çoktan iflahı kesilmiş.

Kaç dakika daha tutabilirsin ki bu adamı? Sadece acıyı ertelemek adına, daha ne kadar yoracaksın bileğini?

Fıstıkçı Şahap

İlkokul öğrencisiyken en büyük kâbuslarımdan birisi ezberlemekti. M.E.B. uzmanları, ezberlenecek şeylerle ilgili cümle veya kelime grubu bulmak üzerine dayalı bir metod geliştirmişlerdi. Bu sayede üniversite hayal olmaktan çıktı.

“Cahil adam” (Atatürk İlkeleri), “Peçete kirli” (sessiz yumuşamasına uğrayan sert ünsüzler), “İnek Profesör Mete anasına telefon etti” (mitoz bölünme evreleri), ”yaşasın” (kaynaştırma harfleri) ve niceleri. En çok “Fıstıkçı Şahap” ı sevmiştim. Sınavlarda çok puan kazandırdı bana. Amaca yönelikti, saçma sapan bir kelime öbeğiydi. Dikkatimi dağıtmazdı. Sadece “Şahap ne lan? Adamın adı mı?” diye düşündürtürdü birkaç saniye, sonra işime dönerdim. “f,s,t,k,ç,ş,h,p” sert ünsüzlerdi. Üstüne üstlük “Fıstıkçı Şahap” ın içinde geçmeyen diğer ünsüzler ise yumuşak ünsüzlerdi!

En büyük sorunu “paran varsa ne rahat” (PV = nRT, ideal gaz denklemi) hatırlatıcısında çekti bir nesil. Bu hatırlatıcı şaçma sapan bir kelime öbeği değil, bir yargı cümlesiydi. Zaman zaman amacından sapıyordu. Patavatsızdı. Gaz basıncıyla sıcaklık arasındaki doğru bağıntıdan çok, parayla rahatlık arasındaki doğru bağıntıya dikkat çekiyordu. Üzüyordu…

Zevksiz Koleksiyoncu

Berbat bir koleksiyoncusun sadece. Tek bildiğin şov yapmak için duvarını mümkün olduğunca çok tabloyla doldurmak.

Aynı zamanda zevksizsin. En güzel tablolarını kuytu köşeye asmış, sahip olduğun en kötü eserlerle övünüyorsun.

Sana Dair

ahtakoru   25 Nisan 2011   Yorum yok Sana Dair

Bir ara vazgeçer gibi oldum ‘derin’ olmadığın düşüncesinden. Sonra tekrar anladım ne kadar yüzeysel olduğunu ve daha fazla uğraşmadım düşüncelerimi değiştirmek için. Öyle bıraktım…

Kendimle Başbaşa

ahtakoru   19 Şubat 2011   Yorum yok Kendimle Başbaşa

Şu an evimde yalnızım, mutluluğumun zirvesindeyim. Düşüncelerimi toplayıp, duygularımı okşamak için çok güzel bir zaman. Başkalarını çok sevmek ve umursamaktan kendine vakit ayıramayan her insan gibi, kendimle baş başa kalmanın şımarıklığını yaşıyorum.

Birşeyler biriktirmek için sabahtan akşama kadar didindiğimizden oluyor bu. Arkadaşlıklarımızı pekiştirmek, derslerimizi kurtarmak, kariyerimizi ilerletmek, aşkı bulmak, ailemizi mutlu etmek.. Biriktirilecek çok şey var, o kadar çok ki hepsini bir arada biriktirmek çok zor. Hep elimizde tükenmekte olanlara üzülüyoruz. Bazen boşver herşeyi, “You’ve seen the butcher” şarkısındaki gibi, dünyanın patladığını düşünsene diyorum. O zaman ne anlamı olurdu ki biriktirdiklerinin.. Ama biriktirmeye devam etmem lazım, çünkü muhtemelen dünya patlamayacak, ve muhtemelen ben güven içinde yaşayacağım daha uzunca bir süre.

Savunma

ahtakoru   2 Aralık 2010   Savunma için bir yorum

Bazen kendini savunmak durumunda kalabilirsin.

Yaralarsın
ya da öldürürsün,

küfredersin
ya da ayrılırsın.

Duygusal veya fiziksel, ikisinin de altında yatan mantık aynıdır:
Olabildiğince az yara almak için karşındakini yaralamak.